Ben kaçıp Yesrib’e sığınıyorum. Yesrib bahane, bir kitaba sığınıyorum. Elif diyorum Sitare, sineme elif çekiyorum. Ah minel aşk-ı ve halatihi..
Çok eski bir gerçektir bu biliyorum.


#interview with the vampire#iwtv#amc tvl#jacob anderson#sam reid
seen from Italy

seen from United States

seen from United States
seen from Canada

seen from Germany

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from Germany
seen from United States

seen from Malaysia

seen from United States

seen from United States
seen from Bangladesh

seen from United States

seen from United States
seen from Saudi Arabia
seen from Denmark

seen from United States
seen from United States
Ben kaçıp Yesrib’e sığınıyorum. Yesrib bahane, bir kitaba sığınıyorum. Elif diyorum Sitare, sineme elif çekiyorum. Ah minel aşk-ı ve halatihi..
Çok eski bir gerçektir bu biliyorum.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
#mescidinebevi #hzmuhammed #sav #resulullah #suudiarabistan #medine #yesrib #hicaz #ravza #yeşilkubbe #cennetbahçesi #yeşilhalı #medineimünevvere #saudiarabia #medina
Yesrib; mimarla, mühendisle değil Mus'ab'la(r.a.) Medine olur. |İhsan Şenocak |
Yesrib'den Medine'ye İlahi Değişim
Hz. Peygamber'in (sav) Yesrib'e hicretinden sonra Yesrib adı “Tayba” veya “Medinetü'n-nebi” şeklinde kullanılmış, Yesrib ise tarihe karışmıştır. Hatta şehrin Allah tarafından “Tabe” şeklinde de isimlendirildiğini İmam Müslim'in Cabir'den ve Zeyd İbn Sabit'ten gelen bilgiyi iki ayrı senedle kaydettiği iki iki hadiste zikredilmektedir.(1)
Allah tarafından Kur'an-ı Kerim'de dört ayrı yerde “Medine” diye ifade edildiğini (2) ve Hz. Peygamber'in de buraya “Tayba” adını verdiğini biliyoruz. (3) Ayrıca Hz. Peygamber'in şehri “Medine” diye isimlendirdigini görüyoruz. (4) Ancak Medine Sözleşmesi'nde “Yesrib” diye kaydedilmiştir.
Medine Sözleşmesi'nde Yahudilerle yapılan anlaşmada kendileri Yesrib diye kullandıkları -hicretin ilk yılında olduğu için bu isim kullanılmış- daha sonra Allah bu şehre Tayba adını verdiğini ve Yesrib adının da kullanılmasını doğru karşılamadığı, hatta Hz. Peygamber'in bunu kullanan kişinin istiğfar etmesini istediği kaynaklarda kaydedilmektedir. (5)
1- Müslim, Hacc 88 2- Tevbe Suresi 9/101 ve 120; Ahzap 36/60; Munafîkûn 63/8 3- Buhari, “Fadailu'l - Medine” 3 4- Buhari, “el-Fitan” 27 5- Ahmed Ibn Hanbel (Müsned IV 285)
"Müslüman gençleri cihat heyecanıyla doldurmak için Bedir ve Uhud anlatılabilir. Ama önce tatlı diliyle Yesrib'i Medine yapan Mus'ab anlatılmalı." - Nureddin Yıldız - #NureddinYıldız #Müslüman #Genç #Cihat #Bedir #Uhud #Yesrib #Medine #Musab #SosyalDoku #NurettinYıldız

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
ŞEYTANIN FERYADI
Aynı gecenin sabahı Yesrib’te bir Yahudi köşkün damına çıkıp:
-Ey Yahudi cemaati! Diye bağırmaya başlamıştı.
Bu tür çağrılar düşman baskını, yangın gibi çok önemli olaylar sırasında yapılırdı. Sesi duyan Yahudiler evlerinden fırladılar. Sesin geldiği yere doğru koşuştular.
Damdaki Yahudi’yi görünce:
-Ey kişi! Allah cezanı versin! Ne oldu sana? Ne diye böyle bağırıp duruyorsun? Dediler.
Yahudi:
-Ey Yahudi cemaati! Duyanlar duymayanlara duyursun. Şunu iyi biliniz. Ahmed’in yıldızı bu gece doğdu. Bu bizim için hayır mıdır, şer midir bilemiyorum dedi.
Bazı tefsirlerin bildirdiğine göre şeytan:
*Lanetlenip, ilahi rahmetten uzaklaştırıldığı zaman,
*Bulunduğu makamdan itilip düşürüldüğü zaman,
*Hz Muhammed (a.s.) doğduğu zaman,
*Fatihatülkitap indirildiği zaman,
Feryatlar edip, çığlıklar koparmıştır.
HZ AMİNE'NİN VEFATI
Hz. Muhammed (a.s.v) Mekke’de annesi Hz. Amine’nin ve dedesi Abdülmuttalibin yanında, yüce Allah’ın (c.c) himayesinde yaşıyor; Allah (c.c.) Onu peygamberlikle şereflendireceği için bir çiçek, bir gül gibi güzelce büyütüp, yetiştiriyordu.
Peygamberimizi altı yaşına girdiğinde Hz. Amine Abdülmuttalib’in yanına gelerek:
-Ey oğlumun dedesi! Ben Yesrib’te bulunan kocam Abdullah’ın mezarını ziyaret etmek istiyorum. Sen bana bu konuda izin ver dedi.
Hz. Amine aksatmadan her sene kocasının mezarını ziyarete giderdi.
Abdülmuttalib biraz düşündükten sonra:
-Ey Muhammed’in annesi! Yesrib’teki kocanın mezarını ziyarete gitmek istemen benim içinde güzel ve uygundur. Yesrib’te oturan dayılarımın yanına git. Sen oraya in, onlara konuk ol dedi.
Abdülmutalib’in annesi Benî Adiyy b. Neccarlardan Selma bint-i Amr b. Zeyd idi. Bu nedenle Benî Adiyy b. Neccarlar Abdülmuttalib’in dayıları hükmünde idiler.
Abdülmuttalib gelin ve torununun yolculuk hazırlıklarıyla bizzat ilgilendi. Giderlerken yanlarına onlara hizmet etsin diye peygamberimizin dadısı,bakıcısı Ümmü Eymen’i de kattı.
Küçük kervan iki deveye binerek Yesrib’e doğru yola çıktılar. Yesrib’e varınca içinde Abdullah’ın kabrinin bulunduğu Nabiga’nın evine indiler, orada bir ay oturdular.
Benî Adiyy b. Neccarlar geleneksel Arap konukseverliğini onlara karşıda gösteriyorlar, adeta onları aralarında paylaşamıyorlardı.
Hz. Muhammed (a.s.v) henüz altı yaşında olduğu halde Adiyy b. Neccar çocuklarıyla köşklerin damlarına çıkar, orada oyunlar oynardı. Özellikle ensar kızlarından Enise onun en iyi arkadaşı idi.
Hz. Muhammed (a.s.v) bu bir aylık dönem içinde Adiyy b. Neccarların kuyularında yüzmeyi öğrendi.
* * *
O dönemlerde Yesrib’te pek çok Yahudi’de yaşamaktaydı. Hz. Muhammed (a.s.v) hemen Yahudilerin dikkatini çekmekte gecikmedi. Bazı Yahudiler yakınına kadar gelirler Onu uzun, uzun incelerler, sonrada başlarını sallayarak bırakıp giderlerdi.
Hz. Muhammed (a.s.v) yalnız olduğu bir sırada bazı Yahudiler yanına gelerek Ona:
-Ey çocuk! Senin ismin ne? Diye sordular.
Hz. Muhammed’de (a.s.v):
-Benim ismim Muhammed diye cevap verdi.
Yahudiler onun sırtını açıp nübüvvet mührünü görünce:
-Yanılmamışız. Vallahi bu çocuk bu ümmetin peygamberidir dediler. Bu ara Beni Adiyy Neccarlardan bazı kişilerin, Yahudilerin Muhammed (a.s.v) ile konuşmaları dikkatlerini çekmiş, yanlarına gelmişlerdi.
Yahudiler onlara:
-Bu çocuk gelmesi beklenen son peygamberdir. Onun hâl ve şanı çok büyük olacaktır. Fakat siz Ona çok dikkat ediniz dediler.
Neccar oğulları bunu Hz. Amine’ye haber verince Hz. Amine Mekke’de olanları hatırladı, Yahudilerin oğluna bir zarar vermelerinden korkmaya başladı. Muhammed’i (a.s.v) hiç bir zaman yalnız bırakmamaya karar verdi.
Aynı günün ortalarına doğru Yahudilerden iki kişi Hz. Amine’nin kaldığı evin yanına geldiler. O sırada Hz. Amine evde yoktu. Muhammed (a.s.v) ise dadısı Ümmü Eymen’in (r.anha) yanında oyun oynamaktaydı.
Yahudiler Ümmü Eymen’e (r.anha):
-Muhammed’i (a.s.v) yanımıza çıkarda Ona bir bakalım dediler.
Ümmü Eymen’de (r.anha) Onu yanlarına çıkardı.
Yahudiler Muhammed’i (a.s.v) uzun, uzun süzdüler; evirip çevirdiler. Her yerini inceden inceye incelediler. Sonunda Yahudilerden birisi arkadaşına:
-Vallahi bu çocuk bu ümmetin peygamberidir. Burası da Onun hicret yurdudur. Bu şehirde öldürülme ya da sürgün edilme gibi büyük hadiseler vuku bulacaktır dedi.
Yahudiler Muhammed’i (a.s.v) bırakıp giderlerken üzgün ve düşünceli idiler.
Ümmü Eymen (r.anha) Hz. Amine gelince Yahudilerin yaptıklarını, söylediklerini, hâl ve davranışlarını Ona haber verdi. Hz. Amine bunu haber alınca korkusu daha da arttı. Orada daha fazla kalmayı uygun görmedi. Mekke’ye dönmek üzere acele ile yola çıktılar.
Mekke yolunda Ebvâ denilen yere vardıklarında Hz. Amine birden hastalandı. Orada konaklamak zorunda kaldılar. Hz. Amine’nin hastalığı gitgide artmaya başladı. Hz. Amine vefat edeceğini anlayınca baş ucunda üzüntüyle beklemekte olan oğluna bakarak:
-Ey çekilen dehşetli ölüm okundan Allah’ın (c.c.) lütfu ve yardımı ile yüz deve karşılığında kurtulan yüce Zatın oğlu!
Allah seni mübarek ve devamlı kılsın. Seni her türlü belâlardan ve musibetlerden korusun.
Ey oğulcuğum! Eğer sana hamileyken rüyada gördüklerim doğru çıkarsa Sen celâl ve ikram sahibi tarafından Âdem oğullarına helâl ve haramı bildirmek üzere gönderileceksin.
Allah (c.c.) seni nice yüzyıllardır milletlerle devam edip gelen putlardan, putperestlikten esirgeyip, alıkoyacaktır.
Ey oğulcuğum! Sen şu başıma gelenden dolayı fazla üzülme.
Unutma ki:
Her yeni eskir,
Her canlı ölür,
Her yaşlanan zeval bulur, yok olur.
Ölümün kaçılamayan okundan kim kurtulmuş ki?
Bu yüzden her canlı gibi ben de öleceğim.
Fakat ben ölürken de mutluyum.
Hiç unutulmayacak, hayırla anılacağım.
Çünkü tertemiz bir Oğul doğurdum, ardımda hayırlı bir Andaç bıraktım dedi.
Hz. Amine Ebvâ’da vefat ettiğinde otuz, peygamberimiz yedi yaşında idi. Hz. Amine oraya defnedildi.
Ebvâ Mekke ile Medine arasında bir köydür.
* * *
Böylece peygamberimiz henüz yedi yaşlarında olduğu halde hem anneden, hem babadan mahrum kaldı. Muhammed’i (a.s.v) önce dedesi Abdülmuttalib, ardından da amcası Ebu Talib bağrına bastı. Her ikisi de Ona hami oldular. Koruyup, kolladılar.
Yüce Allah (c.c.) bu konuda Duhâ suresinin altıncı Ayet-i Kerimesinde mealen:
“-Rabbin seni yetim bulup da barındırmadı mı? Buyurmuş, bu gerçeği hatırlatmıştır.
* * *
Hz. Amine’nin vefatından sonra peygamberimizi dadısı Ümmü Eymen Bereke (r.anha) bağrına bastı. Yanlarında bulunan develerden birine bindi, diğerini yedeğine alarak süratle Mekke’ye, dedesinin yanına getirdi, Onu ona kavuşturdu.
* * *
Ümmü Eymen’in (r.anha) asıl ismi Bereke’dir. Peygamberimiz Hz Hatice (r.anha) ile evlendiği sıralarda o da Hazrecîlerin Haris oğullarından Ubeyd b. Zeyd ile evlenmiş, ondan Eymen isminde bir oğlu olmuş, bu oğluyla künyelenmiştir. Eymen, Huneyn gazası şehitlerindendir.
Ubeyd b. Zeyd’in vefatından sonra Peygamberimiz onu evlatlığı Zeyd b. Harise (r.a) ile evlendirmiştir. Ümmü Eymen’in (r.anha) bu evliliğinden Üsame b. Zeyd (r.a) doğmuştur.
Ümmü Eymen Bereke (r.anha) peygamberimize en yakın olan kadınlardan biridir. Peygamberimiz onu ev halkından biri olarak görürdü. Sık, sık ziyaret eder, anne diye hitap eder, annemden sonra annem diyerek sevgi ve saygı gösterirdi. Mübarek eşi, müminlerin annesi Hz. Hatice (r.anha) ile kızları Hz. Zeynep (r.anha), Hz. Rukayye (r.anha) ve Hz. Ümmü Külsüm (r.anha) vefat ettikten sonra ona baktıkça gözleri yaşarır, o benim ev halkımdan sağ kalandır derdi.
* * *
Peygamberimiz Mekke ile Medine arasında gidip geldikçe Ebvâ köyüne, annesinin kabrine uğrar, mezarını elleriyle düzeltir, onun için hayır dualarda bulunurdu. Onun ağladığını gören ashaptan bazıları:
-Ey Resulallah! Biz seni ağlarken görmekteyiz. Seni ağlatan nedir? Diye sormuşlar, O da:
-Anne sevgisi, rahmet duygusu beni rikkate getirdi de ondan ağladım buyururdu.
* * *
Abdülmuttalib hem annesiz, hem babasız kalan torununu yanına alıp, bağrına bastı. Bütün sevgi ve ilgisini ona doğru akıttı. Hiç bir oğluna göstermediği ilgi ve şefkati Ona gösterdi. Onun üzerine titredi. Ona anne ve babasının eksikliğini hissettirmemeye çalıştı.
Abdülmuttalib’in evinde kendine özel bir odası vardı. Orada uyur, ya da yalnız iken kimse cesaret edip yanına giremezdi. Fakat peygamberimiz bütün bunların dışındaydı. O, dedesinin yanından hiç ayrılmaz, odasında yalnızken ve hatta uyurken bile yanına serbestçe girip çıkardı.
Abdülmuttalib’in Kâbe’nin yakınındaki Hıcr mahallinde, üzerine oturduğu kendine özel bir minderi vardı. Hiç kimse ondan izinsiz o mindere oturamazdı.
Abdülmuttalib Kâbe’nin gölgesindeki bu mahalle vardığında hemen bu özel minderi getirilip serilir, babalarına olan saygılarından dolayı oğullarından hiç biri bu mindere oturmaz, çevresinde ayakta bekleşip dururlarken peygamberimiz gelip dedesinin bu minderine otururdu. Bunu gören Abdülmuttalib’in oğullarından bazıları Ona:
-Ey kardeşimizin oğlu! Sen o mindere oturma. O babamıza ait özel bir minderdir derler, kolundan tutarak kaldırmaya çalışırlar, bunu gören Abdülmuttalib’te:
-Bırakınız oğlumu! Vallahi onun büyük bir hal ve şanı olacaktır. O buradan daha ulu, daha yüce yerlere layıktır der; Onu minderin üzerine yanına oturtur; sırtını sıvazlar, O ne yapsa hoşuna giderdi.
Bir gün Hıcr mahalline minderi serilmiş olduğu halde henüz Abdülmuttalib gelmemişti. Kureyşiler ayakta dizilmiş onu beklemekteydiler. Yere minderin serili olduğunu gören Muhammed (a.s.v) sevinçle gelip hemen üzerine oturdu.
Onun Abdülmuttalib’in minderine oturduğunu gören bir adam minderden çekip kaldırınca peygamberimiz ağlamaya başladı. Bu sırada oraya gelen Abdülmuttalib:
-Oğlum niçin ağlıyor? Ona ne oldu? Diye sordu.
Olayı gören bir kaç kişi:
-Sana özel mindere oturmasına engel oldular da onun için ağlıyor dediler.
Bunun üzerine Abdülmuttalib:
-Bırakınız Oğlumu! minderimin üzerine O da otursun. Her halde O, Onu oraya oturmaya iten kendinde bir şeref duyuyordur.
Onun ne Kendinden önce geçmiş, ne de sonradan gelecek hiç bir Arap’ın erişemeyeceği bir onura ereceğini biliyorum dedi.
Abdülmuttalib Muhammed’e (a.s.) öylesine düşkündü ki O yanında olmadıkça yemek yemez:
-Oğlumu yanıma getiriniz der, peygamberimiz yanına getirilince sofraya yanaşır, Onu da yanaştırır, sofranın en güzel, ne nefis yerlerini Ona yedirirdi.
Zamanla Abdülmuttalib’in peygamberimiz gelmeden sofraya yanaşmadığını görülünce O gelmeden sofraya el sürülmez oldu.
Abdülmuttalib dahil sofradakiler peygamberimizin gelmesini bekler, gelince Abdülmuttalib Onu hemen yanına oturtur, sırtını sıvazlar, başını ve ağzını öper, Onun her davranışı, her sözü hoşuna giderdi.
Abdülmuttalib’in peygamberimize karşı duyduğu sevgi ve şefkatin aşırılığı bazı kimselerin Onun şımarmasına neden olacağı gibi bir endişeye neden oluyorsa da Abdülmuttalib torununun terbiyesi konusunu çok dikkat eder, Onu sık, sık yanına çağırır; vaaz ve nasihatlerde bulunurdu. Fakat Muhammed (a.s.v) öylesine iyi huylu, yumuşak ve usluydu ki çoğu kere Abdülmuttalib ona vaaz ve nasihat olarak söyleyecek söz bulamazdı.
Selahaddin'in 10 ilçesi de düştü
Selahaddin’in 10 ilçesi de düştü
Irak’ın Salahaddin iline bağlı 10 ilçe ve nahiyenin, terör örgütü Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) ve silahlı grupların eline geçtiği bildirildi.
Emniyet ve hükumet kaynaklarından alınan bilgiye göre, ülkenin kuzeydeki Salahaddin iline bağlı daha önce düşen Tikrit’in yanı sıra Süleymanbeg ve Yesrib’in de aralarında bulunduğu 10 ilçe ve nahiye, ordunun kontrolünden çıktı. Söz konusu bölgeleri IŞİD…
View On WordPress