Hayat seni dört bir yandan sıkıştırdığında yalvardın yaradana sordun ona, ya da kendinden kendine;
Neden bu duyguları hissediyorum?
Böylesi mümkün olabilirmi ? Diye..
Zihninin perde arkasından gelecek o yanıtı bekledin çaresizce..
Kıvrandın durdun o zihninin boş odacıklarında..
Orada öylece duran cevaplara o boş odalardaki kapılara ulaşamadın, denedin, denedin olmadı.. yoruldun belki de.. cesaret edemedin..
Hadi ben söyleyim sana korktun belkide.
Yine o aynı kısır döngüleri yaşamaktan, yetememekten, başaramamaktan.. çaresizce usulca bekledin durdun..
Sen o sınavı geçmeyince açılmayacak o kapılar.
Sen yüzleşmeyince kendinle gelmeyecek o cevaplar.
O ulaşamadığın kapılarda..
Tıpkı kendinden korktuğun gibi..
Hayallerini gerçekleştirememekten,
Gerçekleştirdiğinde hayal ettiğin cennete varamamaktan..
Ahh biz insanların en güçlü duyguları..
Bi amaç var elbet öğretiler alınacak dersler verilecek sınavlar gidilecek yollar..
Hayat çoğu zaman bunlarla yordu bizleri ama her sonucu her cevabı biliyor olsaydık, bunun neresi öğreti olurdu dimi.
Oysaki hayat tüm belirsizliklerine, zorluklarına rağmen güzeldi.
Güzelliği kurulan hayallerde, edilen dualarda, verilen emeklerde, tutunduğun umutlarda gizliydi..
Emin olduğum, inandığım, umut ettiğim, hayal ettiğim herşeye verdiğim tüm emeğe değerdi YAŞAMAK..
Hayat bizlere ne verirse versin, bizlerden ne götürürse götürsün..
Minnetle, sevgiyle, şükürle devam etmeli o güzel yola.
Her zaman bir yol vardır.
Durmadan akıp gitsede zaman..
İnancını yitirme yaradanına..
O hep yanında, o hep seninle..
Hiç bir emek boşuna değil..
Sen yeterki sürece güven..