Bunu bil ve titremeye görsün dişlerin üstelik tam kurtulacakken bilincinden direnç; asla söyleme kalsın sanki sus demek koca bir es, tökezliyor ahengimiz bulamayınca serçe parmaktan ötesini, baş parmaktan ötesi
kadının biri boyundan büyük taş atar denize ve içi garip olur, ürker sokunca denize ayaklarını, ayakları acır
yani kadının biri boyundan büyük taşları atıyor denize girse bin dert, girmezse özü sulanır çürür, dünya çalkalanır, nasılsa öküzün boynuzu da benzer hesabımız şaşmasın yeter!
gör bunu ama, görmeye alışmasın gözlerin tam o vakit yeteceksin kendine, üstelik kendin bile olamamışken sözün kısası, portakal geçince elmanın yerine elma yiyenin midesinde koca çiçekli ağacın tanıdık tadı, ya da kokusu bir puta benzer otururken ve hazımsızlık
su perisi atınca taşı, evren de boşalır hesabımız şaşar çünkü bizden ayrıdır gerçek alır ağzına seni her şeyiyle ve kasıklarında hasat başlar, oturunca yüzüme dudakları.











