Alışılmış Bir Vakit Tanımlaması - İki Düş Arasında Beklenti
Duygu Sağıroğlu’ya
Bir alışılmış vakit – her gün geliyor- Sabahla öğle arası Yaslanmışım koltuğuma, ağzımda sigaram Okuyup bitirmişim çoktan gazetemi Yağmur yağacak, peki, yağsın ve bitsin Bir uzaklığı teraziyle ölçer gibi Göğsümde yoğunlaşan sıkıntı Ve Masamın üstü karmakarışık Şiirlerin de eski tadı kalmadı.
Sahi ne demek Nasıl oluyor Sardunyası çapraz bir gün ışığı Tekel birasının tadı Çıkmalı, birine filan mı uğramalı.
Radyoyu açıyorum, açar açmaz kapatıyorum Çeviriyorum pikabı Bugünlerde Mozart’ı seviyorum en çok Kim ne derse desin Mozart’ı Ve yağmur başlamadı.
Bir sigara daha Neden kimse bugüne kadar Kendini açıklamadı Gizli bir hüzün dolanıyor gövdemi – neden – Türü kalmamış çiçeklerden bir uzantı Kabına bakıyorum plağın İnsanlar, insanlar, hepsi birden bir gökkuşağı Yağmura taktı aklımı, hayır başlamadı.
Yağarsa Belki bir görümlük yaşamın tadı Vurup pencereme gidecek Belki tat bile değil, sanrı Bu alışılmış vakit böyle her gün geliyor Sabahla öğle arası.
Ben Etiler’de oturuyorum – herkesin bir adresi olmalı- İniyorum yokuş aşağı her gün Denize uğramadan yapamıyorum Öğleyle akşam arası, akşamla öğle arası Alışılmış vakit uzun uzun bitiyor Açıyorum hafifçe kapalı dudaklarımı Nereye Turgut’a sormalı, iyi bilir O Elinde limonlu votkası.
Ey masalar, ey iskemleler Edip’in yeri boş mu, köşede masanın yanı Değilim ben böyle mahzun Öyleyse pulsuz bir dilekçe nasıl olmalı Unutup baharı bile nasıl olmalı.
İşte Turgut’a gidiyorum, yağmur nasılsa yağmadı.
( İlkyaz Şikayetçileri )
__ E. Cansever, Sonrası Kalır












