daha evvel de oldu bu, okuduğum kitabı özlemek yani. hatta bazen daha okurken üzüldüm, okuyup bitirince bir daha asla tekrar o ilk okuyuşun hazzını duyamayacağım diye. filmleri tekrar tekrar zevkle izlerken kitapta tekrar okuyuş sadece acı bir hatıra olarak kalıyor bende, ki tekrar okumaları da çok severim. bu sebeple yarım bıraktığım kitaplar var. sonunu merak etmiyor muyum, çılgınca. ama dönmüyorum geri. kitaplıkta okunmayı 20 yıldır bekleyen kitaplar var, kıyamıyorum bazılarına. kıskançlıktan okuyamadıklarım da var, kıskansam da okuyup zaten o en hasını yazmış sen niçin yazacaksın ki dediklerim de. bazı dandik kitapları sırf acaba yazma sebebi neydi ki diye meraktan okudum, değer miydi bunca kelime israfına, kağıt ve zaman israfına diye. bazen o kalın kalın kitapların içinde tek bir cümle buldum ve sırf onun hatrına yazıldıklarını anladım. şiir olacakken roman olmuş kitaplar okudum ve roman olsa ciltlere sığmayacak hikayelerin tek bir mısraya sığdığını gördüm. bazılarında yazarın kısa kesme sebepleri -hasta mı olmuş, seyahate mi çıkmış yoksa o ara aşık mıymış- göründü yazdıklarından, bazıları ise sadece sayfayı kabartmak için yazmış tefrika romanları.
peki sen ne yazdın insan evladı, neyin var derlerse, hiçbir şeyim yok, kendime yazıp kendime siliyorum yıllardır. korkaklıktan mı umursamamaktan mı bilmiyorum. sadece siliyorum. onlar gibi olamadım.