Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
✓ Live Streaming✓ Interactive Chat✓ Private Shows✓ HD Quality✓ Free Actions
Free to watch • No registration required • HD streaming
Dönüp dolaşıp kendimi instagramda profiline bakarken buluyorum. 3 gün… Sadece 3 gün takipleştik sonra seni çıkardım. Çok özlüyorum Doruk. Hastalıklı mısın diyorsundur belki… Haklısın sonuçta 4-5 sene geçti üstünden. Ama atlatamadım. Hayatıma devam ettim ama kendimi kaybettim. Bulamıyorum. İki ismin varmış… Hayalimdeki karakterde biriydin. Hatta hayalimin de üstündeydin. Bazen olmayınca olmuyor. Bana sorarsan halledebilirdik..
BKM, Türkiye’deki finansal teknolojilerin ve tüketici alışkanlıklarının güncel durumunu ortaya koyan Nisan 2026 verilerini paylaşıyor. Açıklanan resmi rakamlara göre, nisan ayında Türkiye genelinde yapılan kartlı ödemelerin toplam tutarı, geçen yılın aynı dönemine kıyasla büyük bir ivme kazanarak 2,56 trilyon TL seviyesine ulaşıyor. Toplamda 1,8 milyar adet kartlı ödeme işleminin…
her ay için toplu bir post atayım dedim. şimdilik böyle dedim, bakalım nasıl olur. bugün biraz şoförlük yaptım, güzeldi. yüksek lisans affı haberi gördüm. m. geri dönmem konusunda ısrarcı. bende hiç istek kalmamış. hem hocaya gitmeye de yüzüm yok. bilmem ne yaparım. ben ne yapacağım ya? buraya epey yazdım ama başka bir gün okuduğumda sildim gerisini...
***
bir şarkı...
***
eski, kırık dökük şeylerden hoşlanmıyorum. eski olması önemli değil aslında ama kötü görünüyorsa bir saniye bile tutmak istemiyorum. özellikle de kullandığım aletler. bu müsriflik sayılır mı diye düşünüyorum bir yandan da. çünkü aslında iş görüyor ama beni rahatsız ediyor. tencere tava mesela. karardıysa, soyulduysa, bir yeri kırıldıysa kaldırıp atasım geliyor. kıyafetlerde de çıkmayan bir leke olursa çıkarana kadar kendimi paralıyorum çünkü çıkmazsa çöpe atacağım. ama dediğim gibi sürekli israf olup olmadığına dair vicdan muhasebesine giriyorum.
***
bugün zordu. m. haftasonu da çalıştı ve ben evde yalnız kalmayı hiç sevmiyorum. oğlum var tabii ama en azından haftasonu kahvaltısını yalnız yapmayalım istiyorum. bir yandan da çalışkan bir kocam olduğu için şükrediyorum, onu atlamayayım. yalnız kalmamak için günün ilk yarısını annemde geçirdim iki gün de. cumartesi güzeldi ama pazar, yani bugün... allah'ım. çıldırmak üzereydim. pms zorluyor, bir yandan da agâh tüm sabrımı tüketmiş durumda. öğle uykusuna direniyor ama benim o molaya hava, su gibi ihtiyacım var. bir yanda o, bir yanda ben ağlıyoruz. biri el atıp çocuğu benden beş dakika uzaklaştırsa kendimi sakinleştireceğim ama yok. ne annem ne başka biri, kimse kılını kıpırdatmadı. aksine annem içeriden sesleniyor, "çocuğa ne diye eziyet ediyorsun, uyumazsa uyumasın. her şeyi çok büyütüyorsun. millet kaç çocuk bakıyor senin alt tarafı bir tane var" diye hahahah bunları yazdıkça bile öfkem kabarıyor. o an cümleyi toparlayıp "anne yardıma ihtiyacım var iki dakika al çocuğu" bile diyemiyorum ama annen ya, halinden anlasın istiyorsun. asla anlamıyor, aksine ben bağırdıkça kahkahayla gülüyor, kardeşimin odasına gidip beni şikayet ediyor, duyuyorum. tımarhane gibi bir ortamdı. nasıl kendimi topladım, çocuğu giydirdim çıktım oradan bilmiyorum. oradan sonrası da fiziksel olarak zordu ama önemli değil. evim güzel evim diye açtım kapımı.
***
bir gün sonra annem hiçbir şey olmamış gibi beni aradı, müsait değildim ama ben de bir şey yokmuş gibi mesaj yazdım. sonra bu hoşuma gitmedi ve kalbimin kırık olduğunu söyledim. "benimki geçti 🥰" demiş. kfkfkdjdjdjd diyecek bir şey bulamıyorum. şöyle bir şey görmüştüm:
***
bu aralar pek çok insanın kendini yetersiz bulduğuna dair yazdıklarına, söylediklerine denk geliyorum ve bunlar benim, dışarıdan bakınca "özendiğim", takdir ettiğim insanlar. kabın büyüklüğünün etkisi de var bu hislerinde muhtemelen ama şöyle bir dürtüp "saçmalama be" diyecek iletişimimiz olsaydı diye geçiyor içimden. "yetersizlik" ve "olmamışlık" benim gölgem gibi. siz böyle derseniz, ben n'apayım diye de geçiyor içimden. sonra da hepimize bu hissi veren ortak bir şey arıyorum. ortak bir neden. hemen sonra dikkatimi vermem gereken en önemli varlıkla lego oynarken buluyorum kendimi. belki de hayat öööööööyle de bir şey değildir; "budur, bu kadar da olabilir" diyorum.
***
hamilelikten sonra eski kıyafetlerimi giyebileceğime inanmıştım. olmadı. pantolonların çoğunu giyemiyorum ama bir gün tekrar giyeceğimi umut ediyor ve yeni şeyler de almıyorum. çok uzak değilim aslında. sadece bir iki beden. yazın bunu halledeceğim inşallah.
***
bugün kendimi böyle hissettim. şükür yarabbi.
***
güneşli bir gün 💓 gel artık bahar ve yaz... ve yavaş geç.
***
bir anda kübra'ya yazmak geçti içimden. ya bebek ya da başka bir şey ama büyük bir haber vereceğini hissettim. boşanmış meğer. benden iki ay önce evlenmişti.
***
birileri çocuksuz ne kadar da özgür olduklarından, çocuğun yaşam için ayakbağı olduğundan filan bahsettikçe başkaları da çocuğun güzelliklerini sayıp döküyor. saldırı altındaymış gibi canhıraş biçimde çocuk savunuyorlar. bebeğim olmadan önce ben de o yazın sıcağında ite kaka bebek arabası götüren çiftleri görüp halime şükrederdim ya da ne bileyim kafede, otobüste bas bas bağıran çocukları görünce ailelerine üzülürdüm ve bu duygularımı şu an bile tam anlamıyla hatırlıyorum. şu an tam da o gördüğüm insanlar gibi on iki kiloluk bebekle on kiloluk arabasını ittire ittire bir yerlere gitmeye çalışıyorum. değişiklik olsun, dışarıda yiyelim diye girdiğimiz restorandan, millete rahatsızlık vermeyelim diye koştura koştura ayrıldık geçen. ama tüm bunlar olurken hiç de o düşündüğüm ruh halinde hissetmiyorum kendimi. birine tadını hiç bilmediği bir şeyi anlatmaya çalışmak gibi. yaşayanların (genelde) başka bir aleme geçtiği ve artık başka türlüsünü düşünemediği bir dünya bu. çocuk olmazdan evvel gözüne önemli görünen pek çok şey bir anda ikinci üçüncü planlara kayıveriyor ve özgürlüğün tanımı değişiyor sanki. gezmenin, okumanın, sohbetin, hemen hemen her şeyin yeni bir tanım ya da yöntemini buluyorsun. belki yine bugün gördüğüm bir söz tüm bunları daha güzel özetlerdi: "koça boynuzu yük değil." tam da öyle.
***
en son yaptığım tambuğday unlu ekmek çok kötü olduğu için hevesim kırılmış, ekmek yapmayı bırakmıştım. bugün yine bir istek geldi ve hamur yoğurdum. yine aynı. geçen sefer ölçüleri kafama göre yaptığımdan sanmıştım ama bu kez tam olarak uymama rağmen güzel olmadı ve sorunun unda olduğuna karar verdim. organik diye almıştım oysa. pü. karabuğday deneyeceğim bir sonrakine.
***
bugün iki ön maya hazırladım. oranları değiştirerek iki ekmek yapacağım. karabuğday eklediğim için biraz riske giriyorum, bakalım nasıl olacak. ön maya: 100 gr beyaz un, 50 gr karabuğday unu ve minicik maya. (karabuğdayın içindeki şeker, beyaz una göre mayalanmayı hızlandırıyor. o yüzden süredem emin değilim, takip edeceğim). ana hamuru da 250 gr ve 100 gr olarak deneyeceğim. su oranını 250 grama kadar çıkacağım.
***
direniyorum. haber falan görmek istemiyorum. kalbim daralıyor, küçücük çocuklar yok yere öldü. öldüren de çocuk. bir çocuk nasıl "doğru" büyütülür? öngörülemeyen, herkesin yabancısı olduğu bir çağdayız sanki. biz eskiler buraya ait değiliz; dünyaya getirdiklerimiz de kendine yer bulamıyor gibi. ama içimi karartmayacağım. çocuklarımızın mutlak sahibi değiliz. sadece elimizden geleni yapacağız.
***
ingilizce konuşabildiği için kendini dahi sanan aptal çocuk... cümle alem "çok zekiydi" diyor da başka bir şey demiyor. çocuğa da sürekli bunu pompalamışlar belli. zekanın bi b*ka yaramadığını hep hissetmişimdir. allah doğruyu yanlıştan ayıracak bilgi ve güzel ahlak versin.
***
perşembe misafirim var. elimde de iki gün var. derinlemesine bir bahar temizliği için hazır değilim ama en azından kıyıda köşede kalmış yerleri halledeyim dedim. çeyizimde duran yepisyeni havlulardan çıkardım bir iki tane ☺️ dantelli, nakışlı olanlara kıyamıyorum. gelinime, kızıma falan mı vereceğim n'apacağım acaba kfjfjf eskiyen havlulardan bazılarını da çöpe attım. kullanılabiliyordu ama gözüme iyi gelmiyordu işte. acaba başka ne yapabilirdim diye düşünmek üzereyken "kızım bu kadar düşünecek vaktin yok" dedim ve attım. bir tanesini de temizlik bezi olarak kullanıp halı sildim. sonra yine attım :ı ecza dolabını temizledim ve yün yumaklarımla örgü malzemelerim için alan açtım nihayet. hâlâ bir ton iş var böyle ama yine de iyi bir gün 👌
***
doğalı 21 ay olacak. eksi iki diyelim, 19 aylık. hâlâ daha dolu dolu anne dediğini duyamadım 🥲 ilk kez saçlarını kestik. yeniden bebekliğine döndü sanki keltoş kafasıyla. bir şeyler demeye çalışıyor ama anlamıyoruz. ah bir yese, ah bir emeklese, ah bir yürüse derken şimdi de ah bir konuşsa diyorum işte...
***
nisan'ın son demleri... 23 nisan. günün ilk yarısı arkadaşlarımı misafir ettim. e.s çok güzel bir kitap almış agâh'a. r.h umre dönüşü zemzem ve hurma getirdi. onları uğurladıktan sonra da ailece markete çıktık ve sonra kent ormanına gidip yürüsek mi dedik. tam bahar havasıydı.
***
annenin, babayı bir otorite figürü olarak gösterip baba ve çocuk arasında aracılık yapmaya başladığı dönem ne zaman geliyor acaba? bunu yapmayı hiç istemiyorum.
***
kadınlar ve dolma harcını fazla yapıp evde dolduracak şey aramaları...
***
çekirdek ailemle vakit geçirmeyi çok seviyorum ama bir yandan geniş aileyle birlikte olmak da cazip geliyor. çünkü kendi çocukluğumdan kalan kalabalık anıları genellikle iyi hatırlıyorum. ileride bakacağımız çok fotoğraf, konuşacağımız çok hatıra olsun istiyorum falan filan... ama kendimi zorluyorum da galiba. bu tür şeyler kendiliğinden gerçekleşince mi anlamlıdır? ben bir şeylere zaman yaratmaya, daha doğrusu zaman ayırmaya çalışıyorum. sevgi fedakarlık ister bence ve buna değer. öz kardeşlerimin bile bana ayıracak vakti yok. bütün vakitleri, sanal bir dünya ve gelir geçer arkadaşlar tarafından ele geçirilmiş. daha gençken ben de mi böyleydim diye düşünüyorum ama sanırım hayır ya. belki de ben de onlar gibi olmalıydım. belki de o olmamışlığın öfkesi vardır üstümde? düşünmeye değer... m. bugün kardeşlerinin güneş gözlüğüne verdikleri parayı duydu. iki kişi 20 bin liraya gözlük almışlar. istemsizce biraz kızdı. ben de kulak misafiri olduğum mesafeden sinirlendim açıkçası. çünkü bu insanlar zengin değil. sadece kazandıkları üç beş kuruşun zorunlu bir adresi olmadığından böyle savuruyorlar. her neyse. sonra sinirlendiğim için kızdım kendime. çünkü banane. halamlar gibi olmaktan çok korkuyorum. sürekli etraftakilerin harcamalarını takip edip eleştirmekten falan. yani yine şunu düşündüm. neden kızdık? kızıyoruz? herhangi bir mantıksızlığa verdiğimiz tepki mi bu yoksa kendimiz zamanında harcayamadık diye mi? ben sadece kendimize bakalım istiyorum ya...
***
annem bugün, kayınvaliden seni bayağı seviyor he. sevmediğini düşünüyordun ama bence hiç öyle değil, dedi. yooo seviyor zaten. ben de onu seviyorum dedim. sen sanki beni pek sevmiyor diyordun dedi. bana sorsan sen de beni sevmiyorsun annecim. ben herkese öyle diyorum, annem beni sevmiyor diyorum, dedim. güldü. :D şaka yapmadım ki :d çocuklar hep öyle düşünür dedi. ben de güldüm. inşallah oğlum böyle düşünmez dedim (içimden).
***
nisan bitti bitiyor. bahara giriş ayıydı benim için. bi açılıp bi kapanan kombi. kaldırıp tekrar çıkardığım kalın giysiler... "hadi artık ısınsın şu havalar" dilekleri. "amaaan her bahar böyle diyoruz" deyişlerim... bu ay biraz egzersiz yaptım. kilom değişmedi ama birazzzzcık 🤏 incelmiş hissediyorum.
***
şöyle bir şey yapıyorum, büyüyünce runner olacak. mayıs'ta biter diye temenni ediyorum, bakalım.
Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
✓ Live Streaming✓ Interactive Chat✓ Private Shows✓ HD Quality✓ Free Actions
Free to watch • No registration required • HD streaming
Sırtta kireçlenme, omurganın sırt bölümünü oluşturan torakal vertebralar ve bu omurlar arasındaki eklem yapılarında zamanla gelişen dejeneratif değişikliklerin genel adıdır. Tıbbi olarak osteoartrit veya spondiloz kapsamında değerlendirilir. Bu süreçte omurlar arasındaki diskler incelir, eklem yüzeyleri aşınır ve kemik dokusunda “osteofit” adı verilen çıkıntılar oluşur. Bu yapısal değişiklikler, omurganın doğal hareket kabiliyetini azaltarak ağrı ve sertlik hissine yol açar.
Sırtta kireçlenme, omurganın sırt bölümünü oluşturan torakal vertebralar ve bu omurlar arasındaki eklem yapılarında zamanla gelişen dejenera
Kas zedelenmesi, kas liflerinin aşırı gerilme, ani kasılma veya doğrudan travma sonucu hasar görmesiyle ortaya çıkan bir yaralanma türüdür. Kas dokusu elastik bir yapıya sahip olsa da belirli bir sınırın üzerindeki zorlanmalarda lifler zarar görür ve bu durum ağrı, fonksiyon kaybı ve hareket kısıtlılığına yol açar.
Kas zedelenmesi, kas liflerinin aşırı gerilme, ani kasılma veya doğrudan travma sonucu hasar görmesiyle ortaya çıkan bir yaralanma türüdür.