devrilebilen sandalye kıymıklarının battığı tek yer senin yurdun. hadi çıkart şuramdan. aksın içimden kara leken. içimde sır gibi büyüttüğüm öfkenin mimarı, tüm zaferler diz çökmüş önünde. hadi kutla. en sığ yerimden seslendim sana. uyuşmuş en yüce duygum, hala orda mısın? çocuktum tüm kapıları aralarken. pervazlarda söndürdüğüm sigaraların, büyümekle ilgisi varmış. sancılı, ağrılı, biraz da yok-oluşmuş. öyle tutunmuşum ki; etimi deşen her acı yurdumu hatırlatmış bana. ben ordaymışım. aklım bana inanacak bir sebep kusmuş. söylesene bana ordan bakmak nasıl ? bilirim evini terketmek zordur. yüzleşince ziyan olu-nur.













