Fotoğrafını çekemedim ama Tahran'da İmam Humeyni Havaalanı'na indiğimizde ilk dikkatimi çeken şey, insanların gelenleri buket buket çeşitli çiçeklerle karşılaması. Gerçekten nezaketin bol olduğu bir kadim topraklardayız. Yukarıdaki ilk beş fotoğraf, Veli Asr meydanından. Bu meydanda geceleri insanlar toplanıyor ve ABD-İsrail'e karşı mücadele yeminleri ediyor. Karşıdaki duvarda "Son buluşma" yazıyor. ABD-İsrail'in saldırılarında verilen şehitlerin resimleri her yeri süslüyor. Hamaney'in cenaze töreni için belirlenen slogan "Ayağa Kalkıyoruz". İşareti de, sıkılı bir yumruk. Gerçekten Tahran'da geçirdiğimiz süre boyunca İran milletinin bir yumruk gibi sıkılı olduğunu gördük. Alttaki üç fotoğraf ise Şehit Beheşti Üniversitesi'nden. Burası ABD-İsrail tarafından vurulan bir yer. Lazer plazma çalışmaları burada yapılıyormuş. Askerî gerekçelerle kullanıldığı bahanesiyle burası vurulmuş. Hepiniz Minab'da vurulan küçük çocukları duydunuz. Peki şunu duymuş muydunuz: ABD-İsrail, 40 günlük savaş boyunca 1200'den fazla eğitim kurumunu vurdu. Yani hedef, İran'ın geleceği ve gençliğiydi, insan kaynağıydı. Şehit Beheşti Üniversitesi Rektörü Mahmud Rıza Ağamiri ile bir araya geldik. Son dönemde Türkiye'de hükûmet çevrelerinde Türkiye-Rusya-İran-Çin İttifakı'nın konuşulmaya başladığını, bu konuda ne düşündüğünü sordum. Yanıt şöyle oldu: "Türkiye-Rusya-Çin-İran İttifakı da kesinlikle olmalıdır. BRICS ve ŞİÖ gibi örgütler geliştirilmeli ve çok kutuplu dünya kurulmalıdır. Yoksa bugün yaşadığımız süreçlere benzer süreçler yeniden yaşanır. Şimdilerde Yunanistan ve İsrail’in işbirliği yaparak Türkiye’yi hedef almaya çalıştığını görüyoruz. Bundan endişe ediyoruz. O yüzden bu ittifaklar mutlaka hayatidir.” Rektör Ağamiri'nin özellikle Doğu Akdeniz'deki tehlikelere dikkat çekmesi önemliydi. Olası büyük savaşı önleyecek tek bir çözüm var: Türkiye-Rusya-Çin-İran ittifakı. Bunu mutlaka hayata geçireceğiz.















