(limonidi)
seen from United States
seen from Spain
seen from United States
seen from Dominican Republic
seen from United Kingdom

seen from Croatia
seen from Croatia
seen from United States

seen from Dominican Republic

seen from Malaysia

seen from Malaysia

seen from Maldives
seen from China

seen from Malaysia

seen from United States

seen from United States
seen from Indonesia

seen from United States

seen from United States
seen from United States
(limonidi)

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
(limonidi) mental hastalıkların köprüden önce son çıkış olduğunu anlamam 27 yılımı aldı. önce karabasanlarla başladı bu masal. uyumadan önce babamın beni sevdiğini anlamak için bir bardak su istiyordum her gece. hiç üşenmedi. tam 19 yıl boyunca, üstelik 3 saat önce birbirimize öldüresiye bakışlar atmamıza rağmen. hiç üşenmedi... sonrası bir otobüs yolculuğu, tren yolculuğu olmasını yeğlerdim gerçi. 19 saat, cam kenarı, yan koltuğum bomboş. bu kadar hüzünlü olsun istemiyordum her şey. hareme indiğimde siyah paltolu, siyah şapkalı, karizma dolu, kısık gözlü, güzel parmaklı bir adam yüklendi bavulumu. otobüste hiç uyumadığını söyledi. birde bir önceki gece neden babamdan bir bardak su istemediğimi sordu. öyle yorgundum ki gülümsemedim bile. cebindeki kitaba takıldım. henüz çocuk çocuğa karışacak yaşta değilsin dedi bana. şaşırmam gerekiyor gibiydi ama hiç şaşırmadım. bacaklarını kemirdiğim barbi bebeklerim, boynunu kırdığım mavi muhabbet kuşu, bıçak ikiye böldüğüm anne japon balığı. hepsini en ince ayrıntısına kadar biliyordu. eve vardığımızda ''yolculuğa hoşgeldin"" dedi. elini karnıma koydu, ısıttı. burada bir dövme, bir kaç tane de dikiş içi olacak dedi. hiç korkmadım. saçlarımı öptü. yağmur yağar gibi oldu ama ıslanmadım. ''istanbul'u gözünde büyütme'' dedi. vapura ilk kez bindiğimde hiç heyecanlanmadım. ''bana hemen aşık olacak kadar yabancın değilim senin'' dedi. kalbim durdu. sabahlar oldu yanımda otururdu. filmler koydu ekrana. ''izle ve kendini bul'' dedi. her gece bir bardak su koydu göğüsüme. her sabah 3 limon dilimi sıktı yara kabuklarıma. balkona yasemin ekti. boş bulduğu bardaklara nergisler doldurdu. beyaz boş duvarı izlerken kitaplar okudu dudağıma ve notlar yazdı parmaklarıma. ''gönül çukuru önemli, ört üstünü'' dedi. soğuk desem değildi, sıcak desem yine değildi. arkadaşlarım oldu. hiçbirine yanaşmadı. varsa yoksa beni çizdi. şarkılar yaptı, gitar tellerine vurdu, pencerelerde kuşları öptü. ''yalnız kuşlar görür beni'' dedi. kanatlarımı tuttu, bir bir yaladı. ''ufacıksın'' dedi. ''kanat beni'' dedim. kanat beni dediğim gece ''canından bezdirirler, bekle'' dedi. bir sonraki emre kadar ağzımı açmadım. alındım, kırıldım, kıpkırmızı kesildim. kıyamadı hiç. fransızca öğretti bana üç gün önce. ''küçük prens'' demekle olmaz, fransızca oku şunu dedi. okudum, mırıldana mırıldana. ''1992 de ilkokula başladığında da böyle okurdun'' dedi. radyoları plakları vardı. the doors, patti smith, edith piaf... yenilerden de mabel matiz dinletirdi bana. çocukluğundaki şarkıları sonra öğrenirsin dedi. sanırım zeki müren aşığıydı. ona türk kahvesi yaptığımda köpüğünü mırıldanmasından belliydi. aşıklar oldum, eyvahlar oldum, canıma can kattım, kestim, biçtim, diktim, kana kana yedim. hep sabretti. başka adamların yanında uyandığımda köşedeki parkta bekledi. pencereden boş salıncağın sallanışını gören hiçbir adam tahmin bile edemedi. yuva hayal ediyorum dediğimde, ''kuşların yuvalarını marangozlar hazırla'' dedi. saat sabahın dokuzuydu. lokal anestezi spreyinin ucundaki damlayı emiyordum. kolumda kelebekler, burnumda oksijen. endişeli bakış insanlarını seçiyordum arada. onca beyaz üniforma arasında siyah paltosu ve siyah şapkasıyla dikkat bile çekmiyordu. ''aşık mıyım sana'' dedim. sigarasını yaktı. ''27 yılını doldurdun'' dedi. ''352 yaşındayım, batman'in uşağı, alfred'in kuzeniyim. araba camlarını silerek başladım hayata'' dedi, gülerek. ''delirmişsin sen sebastian'' dedim. ''ha o yüzden mi kolundan kalbine sakinleştirici gönderilen sensin şu hastahane odasında'' dedi. uyandığımda uyuyordu. terk edilen ve terk eden zincirimi tamamlamıştım artık. kanattım, kanadım, can attım, canlandım, öldürdüm, öldüm, inandın. göğüsüne yaklaştığımda ''başladığımız yere dönelim'' dedi. sigara mı yaktım ve itiraf ettim sen de beni seviyorsun sebastian --- hikaye --- hikayenin sadece sesi vardı. sesten bire bir yazdığımı umuyorum. kendime not: sol elin iş bu hikayeyi çevirirken kırıktı. unutma ben seni öyle bile seviyorum :)
(limonidi)
o koşulsuz sevgi dediğimiz şeyi bile bitiren insanlar var. bunu unutmayın. hiç karşılık beklemeden verdiğiniz sevginizi bile bitirenler var

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
bak şimdi...