Bir yanda harlı ateş, öfkesi kadim ve hür,
Diğer yanda nurdan el, sabrı kalbine mühür.
Tam ortada bir adam, her iki sese sağır,
Yalnızlık sırtındaki heybeden daha ağır.
Şeytan fısıldar; "Gel," der, "kır şu eski büstleri,
Yıka geç dertlerini, yak gitsin dünü, dünü..."
Melek tutar kolundan; "Sil," der, "alındaki isi,
Affet ki huzur bulsun ruhunun her köşesi."
Biri der ki "Hükmetmelisin!", diğeri der ki "Boyun eğ,"
Oysa adam yorgundur, ister sadece bir şey:
Ne günahın kor ateşi, ne sevabın beyazı,
Sadece duyulsun ister, şu içindeki sızı.
Gece çöker odaya, iki gölge birleşir,
Adam kendi kalbinde kendisiyle dertleşir.
Ne göğe çıkabilir, ne yerin dibine yar,
Bu arafta sadece, bir avuç vicdanı var.
Vurdukça kırbacını içindeki iki dev,
Sönmez bu yangın asla, dünya olsa da bir ev.
Adam susar, melek ağlar, şeytan sırıtır durur,
Yalnızlık en sonunda gelir, tam kalbe vurur.
Bu adamın içindeki savaşı bir galiple mi bitirelim, yoksa bu belirsizliğin getirdiği o hüzünlü sessizliğim
Hangi tarafı seçmeli
Şeytanı
Meleği









