Diyalog olarak F
Bu metin F Projesi kapsamında yayınlanan kitapta yer almaktadır.
Lars Von Trier’in Beş Engel’i (2003), sanat üretimimi en çok etkilemiş nesne olabilir. Bir üretenin başka bir üretene kural koyması, kısıtlaması, bu kısıtlamanın doğurabileceği potansiyeller, kendine kural koyan, sonra işleri anlatma süresinin yarısını bu kurallara ayıran bana çok iyi gelmişti. Bir süredir sanatçı olarak sanat akımlarıyla kurulabilecek ilişkiler, bu ilişkilerin aynı insan ilişkileri gibi zamanla değişmesi, dönüşmesi, kesilmesi, bunu ifade edebilme potansiyelleri üzerine de düşünüyorum. İstanbul’da bugünlerde büyük çaplı bir sergisi olan Nur Koçak’ı araştırırken, İstanbul Modern’in Geçmiş ve Gelecek sergisi (2014) kapsamında çekilmiş olan kısa video-söyleşide söylediği, ‘Bağlı olduğum akım foto-gerçekçilik’ cümlesi beni çarptı. Mecralar arasında karın ağrılarıyla gidip gelen, her iş üretim sürecinde eteğimdeki her şeyi döküp sonra tekrar toparlamakta zorlanan bir sanatçı olarak, Koçak’ın bu demeci içimi ferahlattı. Koçak’ın yarım yüzyıllık üretimine baktığımda da izleklerinde entelektüel kaygılarının ve öznel ilgi alanlarının, gözlemleriyle diz dize gittiğini görmek sanat pratiğinin ısrar edildiğinde nereye varabildiğini görmek açısından oldukça zihin açıcıydı.
Buradan da kendi F Projesi serüvenime bağlanacağım. Yazanın her şeyi kendi gözlüklerinden aktardığının rahatlığıyla, anlatmak istediğim F Projesi’yle ilgili genel bir izlenim değil, zamana yayılmış, mektuplar üzerinden gelişen bir hikâye.
Umut’un (Altıntaş) davetini ilk aldığımda aklıma gelen, belli bir nesne üretmek için davet edilmenin ne kadar muhteşem bir rahatlık olduğuydu. O ana kadar fotokopiyle çoğaltılmış sanatçı matbularımın hepsi metinliydi. Yazmış olduğum üç manifestoyu bir yerde birleştirmiştim; bir arkadaşımla yapmış olduğum söyleşi yine benzer bir estetik kaygı bağlamında basılmıştı. Cep kitaplarını, dokunurken buruşturmaktan imtina etmediğim nesneleri seviyordum ama bunu hiçbir zaman bir nesne olarak üretmemiştim. Umut’un bu kadar net bir çerçeve çizmiş olmasını, kendinin bu projeden ne istediğini bilmesine hayran kaldım ve hatta proje kelimesinin kullanımıyla ilgili marazlarımı ifade etmedim. (Proje’nin militer köklerinden dolayı sanat ve üretimle ilgili alanlarda kullanıldığında duygulanımı yok etme potansiyeli olduğunu düşünüyorum ama bu bağlamda tek harfle ilişki kurduğu ve bu F’nin de anlamları çoklu olduğu için bu projenin ismiyle hızlıca barıştım.)
Umut’un davetinde belki beni cezbeden ikinci bir unsur da tanımadığım ama üretimini bildiğim, saygı duyduğum biriyle mektuplaşma potansiyeliydi. Her işini üretmeden evvel defalarca aktararak dönüştüren bir sanatçı olarak bu etkileşimde de bir şeyleri aktarmaya çalışırken dönüştürebilme potansiyelim beni heyecanlandırdı. Uzun zamandır aklımda olan bir fikri Umut’a önerdim: 2013’te 5533’te ilk kişisel sergimi üretirken, emek ve emeğe verilen değer üzerine düşünüyordum. (Hâlâ da düşünüyorum ama belki de emekçi olarak kartlaşmış olduğum için bu düşünceler şu anda biraz daha bir araya gelme, örgütlenme, birbirini korumaya destek olma, kooperatifleşme gibi yerlerde.) Neyi nasıl yaptığımın maddi değeri dönüştürüyor olmasını anlayamıyordum. Her türlü kağıt nesneyi saklama potansiyeli olan biri olarak bana zarfla para verildiğinde üzerinde Merve ya da Merve Ünsal yazıyorsa bu zarfları saklıyordum. (Sadece miktarın yazdığı zarflarım da var.) Sanırım bu Merveler’e takılmamın bir nedeni hâlâ yaptığım şey karşılığında bir para aldığımda kafamın karışması. (Buna aylar süren ödeme süreçleri de katkıda bulunuyor.) Bir diğeri de sanatçı olmadan kazandığım paranın sanat üretmem için gereken zamanı bana satın alması. Bu yüzden iki iş ürettim: Birinde sanatçılıktan kazandığım paraların konduğu zarflar, diğerindeyse sanatçı olmadan ya da sanatçı olarak ama sanat yapmayarak kazandığım paraların konduğu zarfları sergiledim. Buradaki emek ayrımının yapaylığını, bu zarfları birbirinden ayırarak sağlamıştım. Bu zarf koleksiyonu zaman içinde büyüdü (bir tarafın diğer taraftan hızlı büyüdüğünü söylememe bile gerek yok, sağolun ‘sanatçılığı sevdiğin için yapmıyor musun ama’cılar) Umut’a ilk önerim de bu zarfları fotokopiyle çoğaltarak bir Merve (Ünsal) zarf fotokopileri evreni yaratmaktı.
Bu fikirle uzun süre oturdum. Oyuncu bir fikirdi, pratiğimde yankıları olan bir fikirdi ama bir taraftan da gerçekten yorulmuştum; emekle olan derdimi işe dönüştürmenin beni yaralayabilecek olduğunu fark ettim. Bu konuşmayı başka şekilde, başka yerlerde yapıp başka bir eyleme dönüştürmek istediğim için tam o günlerde bir tanesini satmış olduğum buzun erimesini kaydettiğim fotogramları çoğaltmak istedim. Bu faydasızlığı sorguladığım, buzun erimesini beklerken hissettiklerimle eşleştirdiğim işleri birinin estetik içeriğiyle bağ kurarak satın almayı istemesi beni hem sevindirmişti hem de aslında soyut lekelerin ne kadar başka birileri için bir şeylere dönüşebildiğini görmek de yine tuhafıma gitmişti. Kendi yaptığımın altını oymak istiyordum. Fikri Umut’a yazdığımda Umut çok şükür ki bana şu soruyu sorarak ayılmama yol açtı (kelimeler benim kelimelerim): ‘Bu iş başka bir mecrada olabilecek bir şeyse başka bir şey üretmek istemez misin?’ F’ye yüklediğim tepki olma durumunu fark ettikten sonra üretim sürecim bambaşka bir yöne gitti. Fotokopi olan, kâğıt olanın defterleşme, not alma, bir baz olma durumuyla ilişki kurarak ‘sağ-sol-aşağı-yukarı’yı ürettim. Sayfa olma hali, köşeler, köşelerin birbiriyle çapraz yan yana ilişkileri, kelimeler üzerine düşündüm; her sayfanın bir alan olabileceği, kendi içinde oynaştığı ve başka oynaşmalara ev sahipliği yapabileceği bir şey yaratmaya çalıştım.
İşi üretmeden önceki süreci bu kadar uzun anlatmamın nedeni de sanırım şu: üretim, ne kadar nevi şahsına münhasır, öznelliklerin evrildiği çarpıştığı ve bazen yok olmak zorunda kaldığı bir süreç olsa da aslında çoğu zaman diyalog içinde var. Burada Nancy Atakan’ın ‘diyalog olarak sanat’ tabirine de selam vererek söylemek istediğim ilk başta sadece ‘kural’ ya da ‘belirlenmiş bir çerçeve’ olarak görmüş olduğum F Projesi’nden bende kalan, benim neyi neden yaptığımı hatırlatacak bir netlikteki diyalog ve arkadaşlık. Bu yüzden de birlikte üretirken, bir kutuyu birlikte işgal etmeye çalışırken bunu birbirimize sağlayabilecek olmamızı bana hatırlatan F Projesi’ne teşekkür ederken yarattığı huzursuz üretkenlik için de biraz iç çekerek peki o zaman diyorum.














