Cumartesi Anneleri 648.Hafta
Ferhat Tepe’yi katledip kaybedenlerin cezalandırılmasını istiyoruz!
648 haftadır devletin vatandaşına işkence yapmama ve öldürmeme yükümlülüğünün olduğunu söylüyoruz.
648 haftadır yönetenlerin bu yükümlülüklerini yerine getirmediğinin bir gerçeği olarak Galatasaray'dayız.
İnsan Hakları Derneği verilerine göre 12 Eylül askeri darbesi döneminde 15 kişi gözaltında kaybedildi. Bunlardan biri de Kars'ta gözaltında işkenceyle öldürüldüğü meclis araştırma komisyonu tarafından belgelenen Cemil Kırbayır'dır.
Programında “İşkence, gözaltında ölüm, kayıp, faili meçhul cinayetler gibi demokratik hukuk devletinde kabul edilemez uygulamaların üstüne ciddiyetle gidilecek ve şeffaflık sağlanacaktır.” yazan iktidar partisinin Adalet Bakanlığı Cemil Kırbayır'ın AİHM'deki davasına hükümet adına savunma yaptı.
“Bu tekil olayın darbe rejiminin toplumun bir kesimine karşı devlet politikası çerçevesinde olduğuna dair bir bulgu yoktur" savunmasını yapanlar, Cemil Kırbayır'da dahil bugüne kadar yapılmış başvuruları cezasız bırakma geleneğini sürdürme çabasındadır. Tüm gözaltında kaybetmeler gibi Cemil Kırbayır'ın gözaltında kaybedilmesi de insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. AKP hükümetinin de bu suçun açığa çıkarılması ve faillerinin yargılanması yükümlülüğü evrensel hukuka göre devam etmektedir.
“Varislerinin davayı onun ölümünden sonra sürdürme niyeti olduğunu gösteren bir bilgi ya da belge yoktur" diyen AKP hükümetinin gözaltında kayıplar sorununu annelerin ölümüyle kapatma isteği evrensel hukuka ve vicdana aykırıdır.
Adalet Bakanlığı'nın yaptığı savunmanın hiçbir hukuki tutarlılığı bulunmamaktadır. AİHM, Evrensel hukuka uygun bir cevap verecekse bu savunmanın hiçbir hükmü yoktur.
Berfo Anne yaşamıyor olsa da her Cumartesi bu meydanda birlikte olduğumuz çocukları, torunları ve mücadele arkadaşları olan biz Cumartesi Anneleri ve Cumartesi İnsanları bu davanın takipçileriyiz.
İnkar ve suçu örtme kaygısıyla yapılan Bu savunma her dönem iktidarın hukuksuz uygulamalarına tanık olan bizler için şaşırtıcı değildir. Bundan 24 yıl önce gazeteci Ferhat Tepe'nin gözaltında kaybedilmesiyle ilgili AİHM'de tanıklık yapacak 2 kişiyi dönemin hükümeti baskı ve menfaat sağlama taahhüdüyle yalan beyana sevketmişti.
İşte 22 yıldır iktidarlar değişse de zihniyet değişmiyor dememiz bundandır.
1974 doğumlu Ferhat Tepe, Özgür Gündem gazetesi Bitlis muhabiriydi. 90’lı yılların
karanlığında bölgede işlenen ağır insanlık suçlarını haberleriyle kamuoyuna taşıyordu.
28 Temmuz 1993 tarihinde Bitlis şehir merkezinde sivil polis olarak bilinen, silahlı telsizli 3 kişi tarafından kaçırıldı. Ferhat'ı kaçıran otomobillerden biri, daha sonra bölgedeki karakolun önünde görüldü. Ferhat'ın kaçırılmasının ardından DEP Bitlis Şube Başkanı olan babası İshak Tepe'yi telefonla arayan bir kişi, oğlunun hayatına karşılık DEP il örgütünü kapatmasını ve fidye vermesini istedi. İshak Tepe, telefondaki sesin daha önce kendisini tehdit eden Tatvan 6. Zırhlı Tugay komutanı General Korkmaz Tağma'ya ait olduğunu kamuoyuna açıkladı. Baba İshak Tepe Bitlis Asayiş Şube Başkanlığı’na, Emniyet Müdürlüğü’ne, Valiliğe, Savcılığa, Başbakan’a, İçişleri Bakanı’na ve OHAL Valisi’ne başvurarak oğlunun bulunmasını istedi. Ailenin ve Gündem Gazetesi’nin ısrarlı arayışıyla 9 Ağustos 1993 tarihinde, gözaltına alındığı inkar edilen Ferhat'ın ağır işkence görmüş bedenine, "meçhul kişi" olarak gömüldüğü Elazığ Kimsesizler Mezarlığı’nda ulaşıldı. Ailenin avukatlığını üstlenen İHD temsilcisi Şevket Epözdemir tüm tehditlere rağmen davadan vazgeçmeyince kaçırılarak katledildi. Ferhat Tepe’yi Diyarbakır Jandarma Alay Komutanlığında işkenceli sorguda gördüğünü açıklayan 14 tanık vardı ama iç hukukta yürütülen soruşturmadan hiç bir sonuç elde edilemedi. Dava Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne taşındı. Kamu görevlileri, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde tanıklık yapacak iki kişinin baskı ve menfaat sağlama taahhüdüyle yalan beyanda bulunmalarını sağladı. Tüm engellemelere rağmen Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Ferhat Tepe soruşturmasında “şaşırtıcı eksiklikler” olduğu tespitini yaptı. Olayın aydınlanması için Hükümetin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’yle işbirliği yapmadığı; gerekli bilgi, belge ve tanıklara ulaşımı sağlamadığı ve etkin bir cezai soruşturma yapmadığı için Türkiye’yi mahkûm etti. Ailenin son olarak başvurduğu Anayasa Mahkemesi 16 Haziran 2016 tarihli kararında, Ferhat Tepe dosyasında savcılığın soruşturmayı genişletmek için somut hiçbir talimat vermediğini, olayı aydınlatacak işlem yapmadığını, delillerin toplanması konusunda gerekli özenin gösterilmediğini, rutin yazışmalar dışında hareketsiz kaldığını, soruşturmanın sürüncemede bırakıldığını kaydederek “etkili soruşturma yapılmadığı” gerekçesiyle hak ihlali kararı verdi. Ancak dosyayı zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle yeniden açmadı. Ferhat’ın kaybedilişinin 24. yılında bir kez daha hükümeti ve idari makamları, soruşturma ve kovuşturma makamlarını, uluslararası insan hakları hukukuna uygun davranmaya çağırıyoruz. Ferhat Tepe’yi katledip kaybedenlerin cezalandırılmasını istiyoruz. Kayıplarımızın faillerinin yargılanmasını istiyoruz! Basın özgürlüğü istiyoruz!
İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon










