O gözler bana anlamlı bakıyor ama ben eski ben değilim.
seen from Russia
seen from Russia

seen from United States

seen from United States

seen from Italy
seen from United States

seen from China

seen from Malaysia
seen from China
seen from Yemen
seen from United Kingdom

seen from Singapore
seen from United States
seen from China

seen from China
seen from United Kingdom
seen from Hong Kong SAR China
seen from United States
seen from United States
seen from Argentina
O gözler bana anlamlı bakıyor ama ben eski ben değilim.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Düşüncelerin ile başbaşa kalınca eskiden yaptığın aktivitelere dönmüşsündür :))
22. ölüm yıl dönümünde Cem Karaca rahmetle ❤️ 🙏
Bi gülsen
Ne kadar güzel gülerdim eskiden. Kendimi özlüyorum ...

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Eskiden böyle değildim…
Kalbim daha hafifti, umutlarım daha gür sesliydi.
Bir bakış, bir söz, bir gülüş bile dünyamı aydınlatmaya yeterdi.
Kırılmayı bilmezdim, yorulmayı da…
Her şeyin bir şekilde düzeleceğine inanırdım.
Ama zaman…
Zaman insanın üzerinden sessizce geçip giderken
bazı şeyleri alıp götürüyor yanında.
Güvenini, cesaretini, masumiyetini…
Ve geriye, adını tam koyamadığın bir yorgunluk bırakıyor.
Şimdi içimde başka bir ben var sanki.
Daha suskun, daha temkinli, daha kırık.
Artık kolay kolay inanmaz, kolay kolay açılmaz oldum.
Gülüşlerim eskisi kadar gerçek değil,
umutlarım eskisi kadar parlak değil.
Ne oldu, nasıl oldu bilmiyorum…
Ama bir gün uyandım ve anladım ki:
Ben artık eskisi gibi değilim.
Ve belki de en çok bu değişimin
sessiz acısı yoruyor beni.
80li 90lı yıllar arasında doğan nesil
anneanne evindeki 30 kiloluk beton yorganın kokusu hala burnundadır bu neslin. kışın evde yanan sobanın üstündeki kazandan süzülen damlanın çıkarttığı cazırtının verdiği duyguyu belkide hiç bir müzik nağmesinde bulamamıştır bakkala yollandığında para üstü yerine altın para kaplı çikolatalardan almıştır artık kaç tane ediyorsa pazar gecesi batman izlemiştir parliament gecesi sinemasından evin afilli yerinde (halının sobaya yakın olan kısmı)
ne bileyim, bizler hem ilkokulda ansiklopedilere, atlaslara baka baka ödevler hazırladık; hem de internet'ten, bilgisayar ve bilgisayarla ilgili aksesuarlardan yardım alarak üniversite sunumları, projeleri. hepsinin de güzelliği kendi içinde
en küçüğü 35'ini geride bırakmış, bilmem kaç yaş sendromları kapıda olan, eskiden şöyleydi böyleydi demesinden de belli olduğu üzere genç nesil sıfatını bir önceki nesle devreden, devretmekte olan ve en güzel çocukluğu kendilerinin geçirdiğini sanıp hayatının en güzel dönemini yaşamakta olan sonraki nesillerin imkanı olduğu halde yapmaya gereksinim duymadığı birçok şeyi "zor ulaşılan çok kıymetlidir" mantığıyla çok özelmiş gibi gösteren -ki bunları yapmak birini kendi nesli içinde ancak efsaneleştirebilir, sonraki nesil için hala büyük bir şey değildir-, daha kolayı, daha hızlısı ve daha iyisine sahip olan ve onların yaptığı birçok hatayı yapmama imkanına sahip olan neslin içinde olmak için birçok şeyini feda etmeye hazır nesil. hayatı şu ana kadar mükemmel gitse, hatta bundan sonrasının bile garantisi olsa fark etmez. yaşlanıyorsun
üniversite okuyanları, üniversite hayatının tadını da çok güzel çıkarmış nesildir. latte, macchiato falan bilmeden dümdüz "sütlü nescafe" içmiştir... içtiği yerler de starbucks gibi janjanlı yerler değildir ama teoman'ın, şebnem ferah'ın, bülent ortaçgil'in ve daha birçoklarının arzı endam ettiği üniversite şenliklerinde bu konserlere gitme fırsatını bulmuştur şimdikilerden farklı olarak. boş vakit oyalayıcı olarak bir tek nokia 5110'undaki yılan oyunu vardır. ailesinin gönderdiği harçlıklarla arada sırada eğlenmeye gitmek, arkadaşlarıyla oturup birkaç bira içmek pek maddi bir sorun olmamıştır. zaten akıllı telefon diye birşey olmadığından herkesin sohbete katıldığı, bazen ciddi memleket meselelerinin konuşulduğu, bazen hunharca boş geyik yapılan o muhabbetlerin tadı damağında kalmıştır. korsan cd'lerden müzik dinlemiş, bazı şarkıcı ve grupları yine o cd'lerden keşfetmiştir. vizyona her türden harika filmlerin girdiği o dönemlerde arkadaşlarla beraber sinemaya gitmek önemli bir sosyal aktivitedir. o dönemlerde birçoğu avm'lerden bağımsız yerlerde bulunan sinemalardan (izmir için bkz: çınar, karacan, şan, karşıyaka, izmir, deniz sinemaları...vs) çıkışta bir çay kahve eşliğinde filmin kritiğini yapmak da bir nevi sanatsal cila görevi görür...
kime göre, neye göre efsanedir diye sorulacak olursa... hiçkimseye göre değilse bile... en azından bize göre efsanedir efendim.