ekim güzeldi bence. babam 3 yaşlarında çekilmiş bir fotoğrafını bulmuş, torununu kendine benzetip duruyor. çok hoşuma gitti fotoğrafı bize gösterirkenki heyecanı :') bebek babam, yerim. yetişkin bir insanın küçüklük fotoğrafını gördükten sonra o kişiye bakışım değişiyor. daha merhametli, anlayışlı oluyorum sanki. "o da bebekti bir zamanlar" diyorum, annesinin kuzusuydu. gözlerinde farklı bir masumiyet buluyorum.
peygamber devesiyle beklenmedik bir rastlaşma. böceklerden dehşet korkarım ama bu böcek ya da hayvan mı demeliyim, çok ihtişamlı duruyor ya. bir yandan yaklaşmaya çekinirken diğer yandan gözlerimi alamadım.
oğlum büyüyor ve yürüyor artık 🥹 salıncak deyince gözleri parlıyor. sallamaya başlayınca inmek bilmiyor. ben de çok severdim sallanmayı, hâlâ da çok severim. çocukluğuma dair en eski hatıralarımdan biri salıncaktan inmek bilmeyişim. halamın beni sallamaktan yorulup yalnız bırakması. inat edip tek başıma kalabileceğimi düşünmem ve sonra da korkup salıncaktan inmek için yere atlamam. burnumdan akan kanlar (burnum koptu sanmıştım :D) ve annemin paniği. ben oğlumu istediği kadar sallayacağım inşallah :)
artık arabayı çoğunlukla ben kullanıyorum (tabii hâlâ yalnızken değil). galiba halledeceğim bu işi ya. allah yüreğimden korkuyu mu alıyor nedir, çok çok minik de olsa bir rahatlama var bende. hadi inşallah. insan kafada kurdukça korkulacak şeyler o kadar uçsuz bucaksız bir hal alıyor ki dualarımda hangi birinden korunmayı isteyeceğimi şaşırıyordum kfjfjf korkunun kendisinden kurtulmak için dua ettim. bir miktar gerekli elbette ama yersiz korku hayatı zindan ediyor.
bunları yazınca bir boşluk oldu ve bilinmez bir yere savruldu zihnim. benim en tanıdık hissim: çok önemli bir şeyi unutmuşum gibi.
güle güle ekim, i'm sunny ☀️
not: yeşil battaniye bitti 🍀💪🧿












