montaigne
mutluluk bile haddini aşarsa azap olur. mutluluk bizi ezer.
seen from Russia

seen from Russia

seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia

seen from United States

seen from United States
seen from Russia
seen from Spain
seen from China
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from Spain
seen from United States
seen from Germany

seen from Saudi Arabia

seen from Malaysia
seen from China
seen from Saudi Arabia
montaigne
mutluluk bile haddini aşarsa azap olur. mutluluk bizi ezer.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Geçen yüzyılda yaşamış bir yazar: "İnsan, bedeninin içinde bir yere gömdüğü azapları, hoyratça ortalığa saçmamalı, nazikçe soymalı kabuklarını, zarafetle davranmalı kendine. Aksi halde yaşamak, katlanılamaz bir buhrana dönüşür." diyordu bir kitabında.
Botter Apartmanı - Ayşe Övür
"Herkes hususî bir tecrübeyle hadsen görüyor ki, hiçbir münasebet-i tabiiye olmadığı halde, mâsiyet bir netice-i seyyieye müncer olur. Bu ka
Kabir azabını inkâr etmek neden ahmaklıktır?
"Herkes hususî bir tecrübeyle hadsen görüyor ki, hiçbir münasebet-i tabiiye olmadığı halde, mâsiyet bir netice-i seyyieye müncer olur. Bu kadar kesret ve vüs'atle tesadüf olamaz. Eğer şu umum muhtelif hususî tecrübeler nazara alınırsa, görünür ki, nokta-i iştirak yalnız tabiat-ı mâsiyettir ki, cezayı istilzam ediyor. Demek ceza mâsiyetin lâzım-ı zâtîsidir. Madem ki dünyada filcümle bu lâzım sırf tabiat-ı mâsiyet için terettüp ediyor. Elbette, bu dârda terettüp etmeyen, başka dârda terettüp edecektir.” Sünuhat’tan.
Risale-i Nur'da sıkça altı çizilen birşeydir şu: "Malûmdur ki; zararsız yol, zararlı yola—velev on ihtimalden bir ihtimal ile olsa—tercih edilir..." Asgarî bunu bekleriz yani aklı başında olan insandan. Mantığı çalışan insandan... "En azından bu kadarını ayırabilir..." deriz. Başka türlü hayatta kalması da zordur çünkü.
Evet. 'Zararsız olanı zararlı olana tercih etme' iradesidir kastettiğimiz. Bir açıdan 'güvenli' ile 'tehlikeli'yi birbirinden ayırabilme yetisidir. Aklın başlangıcıdır. Bunu yapabilene yapabildiği ölçüde 'akıllı' denir. Yok; zararına olanı kârına, kârına olanı zararına sanıyorsa; hem seçiyor ve de yapıyorsa; o kimsede akıldan bahsedilemez. Ahmağın tarifinde de vardır bu detay. Denilir ki: Ahmak o kimsedir, neyin faydasına, neyin zararına olduğunu ayıramaz.
İşte, arkadaşım, kabir azabının inkârını konuşurken de 'ahmaklığa' atıf yapmamak mümkün olmuyor. Neden mi? Çok nedeni var. Fakat şöyle bir yerden başlamak doğru olacak:
İnkâra yeltenen malum ahirzaman zıpçıktıları 'kelamullahta sarahaten geçmemesini' zekavetlerince(!) delil gösteriyorlar. Vay, vay, vay. Bu arkadaşlar Kur'an'da açıkça geçen herşeye layıkınca iman ediyorlar mı peki? Ne gezer. Onlara da canlarının çektiği gibi tevilatta bulunuyorlar. Lakin yine de sözlerini ciddiye alalım. Kur'an'da neon lambalarıyla "Kabir azabı!" ifadesinin geçmemesini bir delil olarak irdeleyelim bakalım. Ortaya neler çıkacak?
Kur'an'da birşeyin birilerinin zannettiğince 'zikredilmiyor' olması 'olmamasına' delil oluşturabilir mi? Yani böylesine kesin bir hüküm vermek için 'göremememiz' yeter mi? Biz biliyoruz ki: Kur'an'da bugün sıradanlaşan pekçok teknolojinin açıkça zikri geçmiyor. Yine açıkça Andromeda galaksisinden bahsedilmiyor mesela. Fakat bugüne kadar hiçbir meczubumuz "Kur'an'da geçmiyor!" diye onları inkâra kalkışmadı-kalkışmıyor. Neden? Çünkü Kur'an'da birşeyin açıkça geçmiyor olması doğrudan o şeyin 'olmamasına' delil olmaz.
Biz, ancak, birşeyin Kur'an'da 'yasaklanmasını' o şeyin 'yapılmaması gerektiğine' yorarız. Kur'an'da 'sarhoş ediciler' yasaklanmıştır. Biz de onlardan uzak kalırız. Zina yasaklanmıştır. Uzak dururuz. Varlıklarını inkâr etmeyiz ama haram sayarız. Bir de Allah'ın doğrudan 'yokluğunu' buyurduğu şeyler vardır. Ondan başka ilah yoktur mesela. Onun 'doğuranı' veya 'doğurduğu' yoktur. Allah Resulü aleyhissalatuvesselamdan sonra peygamberi yoktur. İşte bunların da yokluğuna yine haber vermesiyle iman ederiz. Yani birşeyin yokluğunu ancak 'buyurması' veya 'buyruklarıyla uyuşmasıyla' kabulleniriz.
Kabir azabının inkârı ise ne birincisine ne ikincisine sığıyor. Yani, Cenab-ı Hak, kabirde çekilecek bir azabı yasaklamıyor veya yokluğuna iman etmemizi istemiyor ki karşısında duralım. Peki sözde Kur'an müslümanları bu inkârlarında neye yaslanıyor? Ancak oturdukları koltuğun arkalığına. En fazla o kadar... Aleyhinde bulunmak hakkında Kur'an'da sarahaten beyan edilmemiş olmasından başka delil(!) söylenmiyor.
Halbuki, bu iddia doğru olsa bile (ki doğru olmadığını kabir azabına işaret eden ayetleri zikrederek ortaya koyuyor ehl-i sünnet ve'l-cemaat âlimleri) bundan doğrudan çıkarılabilecek 'yokluk' iddiası, ancak 'motorlu taşıtların inkâr edilmesi' kadar mantıklı olabilir. Hatta Kur'an'da sarahaten bahsi geçmeyen herşeyin inkâr edilmesi bu saçma argümanla tutarlı hale gelir. Buna cesaret edebiliyor mu acaba ahirzamanın yeniyetme süperzekaları?
Bediüzzaman Hazretlerinin sıklıkla nazara verdiği bir hakikati daha hatırlayalım şimdi: "Demek iman bir mânevî tûbâ-i Cennet çekirdeğini taşıyor. Küfür ise mânevî bir zakkum-u Cehennem tohumunu saklıyor." Neden böyle söylüyor mürşidim? Çünkü küfrün daha bu dünyada insanı azaplar içinde bıraktığını, imanınsa bir küçük cenneti bu dünyada yaşattığını ifade ve isbat ediyor:
"Hem kat'iyen biliniz ki, bu hayat-ı dünyeviyede hakikî lezzet iman dairesindedir ve imandadır. Ve a'mâl-i salihanın herbirisinde bir mânevî lezzet var. Ve dalâlet ve sefahette, bu dünyada dahi gayet acı ve çirkin elemler bulunduğunu Risale-i Nur yüzer kat'î delillerle ispat etmiştir. Adeta imanda bir Cennet çekirdeği ve dalâlette ve sefahette bir Cehennem çekirdeği bulunduğunu, ben kendim çok tecrübelerle ve hadiselerle aynelyakin görmüşüm ve Risale-i Nur'da bu hakikat tekrar ile yazılmış."
Acaba şöyle bir ahmak var mıdır ki desin: "İman ile küfür arasında insanın kalbinde yaşadığı 'mutluluk' veya 'sıkıntı' açısından hiçbir fark yoktur." Veya desin: "Namaz kılmak ile içki içmek arasında insanın alacağı lezzet-i kalbiye açısından hiçbir fark yoktur." Allah'ın kelamı ve Resulü aleyhissalatuvesselamın sünneti doğrultusunda yaşanmış bir hayatın tattırdığı cennetle; şeytanın ve küfrün kalbe doldurduğu cehennemin arasında fark olmadığını söyleyen ya aklını inkâr etmiştir yahut da imanını. Peki, bu mantık bizi hangi kanaate götürür? el-Cevab: İmanın/küfrün daha bu dünyada sonuçları olduğuna.
Kur'an'da, kafirlerin daha bu dünyadayken yaşayacakları azaplara ve mü'minlerin bu hayattayken yaşacakları saadetlere işaret eden ayetler bize der ki:
Allah'ın şe'nidir, âdetidir, yaratışıdır. Münkirleri hem bu dünyada hem öteki dünyada azap içinde bırakır. Mü'minleri ise hem bu dünyada hem öteki dünyada saadete kavuşturur. Bunu 'maddi refah' olarak daraltmak yanlıştır. Allah'ın bize vaadettiği öncelikle yaşayacağımız içhuzurdur. Doğruyu yapmış olmanın huzurudur bu. İmandaki lezzete dilini değdiren bu ayetleri tüm zerreleriyle tasdik eder. O yüzden günahkâr da olsa bir mü'minden şu dileği çok işitirsiniz: "Dua et de ben de salihlerden olayım." İnatçı bir kâfir dışında bu ayetlerin sarahaten ifade ettiği manaları inkâr etmeye yeltenebilecek yoktur.
O halde, kabir azabını inkâr eden, haber veren hadis-i şerifler ve varlığına iman eden salih âlimlerin itikadları dışında daha neyi inkâr etmektedir? Öyle ya! Kafiri bu dünyada ve ahirette sıkan Müntakim, Kahhar, Darr, Âdil vb. isimlerin kabir varoluşunda da tecellisi yok mudur? Yoksa bu arkadaşlar Allah'ın isimlerini de mi kabir âlemine sokmamaktadırlar?
Allah'ın kafire/günahkâra daha bu dünyada azap çektirdiği açıktır. Cehennemde de çektireceği kesin delillerle ortadadır. Ölüm iki varlık arası bir 'yokluk' değil ise (ki aksini söyleyen pekçok delil vardır) o halde bu 'varoluş' içinde de bir çeşit azap veya mükafat olacağını söylemek mantıklı olmaz mı? Bu dünyada olanları ve ahirette olacakları kabul eden imanlı bir kalp, şunu tasdik etmekten neden çekinsin ki! Evet. Allah kabir hayatında da bu âdetini sürdürecektir. Hatta mürşidim Hakikat Çekirdekleri'nde der ki:
"Dünyada mâsiyetin âkıbeti, ikab-ı uhrevîye delildir."
Bu dünyada; bazen vicdan azabı olarak, bazen pişmanlık olarak, bazense geçmiş kavimlere olduğu gibi maddi musibetlerle karşılığı var ise küfrün ve fıskın... Ve yine olacaksa bundan fazlası ahirette... Allah, ehl-i küfre ve fıska hem bu dünyada hem öteki dünyada azap edecekse... Delilleri apaçık ve sabitse... Sen de bunları inkâra cür'et edemiyorsan... Allah'ın 'yarattım' dediği ölüme 'yokluk' demiyorsan ve diyemiyorsan...
Neden orada da şe'n-i Rububiyeti ve adaleti üzere azap etmekten beri olsun? Ahmaklığın, Onun kudret ve adalet elini tutar mı? Neden aklın yolu birken ve bu kadar naklî delil de varken, böylesine zararlı bir yolu tercih ediyorsun? İnatla kabir azabını inkâr edersen sana artık 'ahmak' denmez de ne denir?

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Birine yardım edemediğimde tanımasam da vicdan azabı çekiyorum
Peki ben acı çekerken neden kimsenin vicdanı sızlamıyo?
İbn Aclan diyor ki: "Allah ﷻ yeryüzü ahâlisine azap etmek ister, sıbyanda Kur’ân öğrenen talebelerin sesini işittiğinde onlara azap etmekten vazgeçer."
Ebru Gündeş - Azap şarkı sözleri,Ebru Gündeş - Azap şarkı sözleri,Ebru Gündeş - Azap şarkı sözü,Ebru Gündeş - Azap sözleri,Ebru Gündeş - Azap şarkı sözleri,Ebru Gündeş - Azap şarkı sözü,Ebru Gündeş - Azap Dinle,Ebru Gündeş - Azap İndir,Ebru Gündeş - Azap İndir,Ebru Gündeş - Azap
Ebru Gündeş - Azap şarkı sözleri,Ebru Gündeş - Azap şarkı sözleri,Ebru Gündeş - Azap şarkı sözü,Ebru Gündeş - Azap sözleri,Ebru Gündeş - Azap şarkı sözleri,Ebru Gündeş - Azap şarkı sözü,Ebru Gündeş - Azap Dinle,Ebru Gündeş - Azap İndir,Ebru Gündeş - Azap İndir #EbruGündeş #AşığımHâlâ #Azap #LyricVideo #music #youtube #spotify