Uzunn bir aranın ardından merhaba. Durum güncellemesi yapacak olursak kadın doğum asistanlığının 17. ayı ve hala hayattayım. Hayat ve ruh halim inişli çıkışlı. Uzun süreden sonra boş haftasonum olunca evi topladım, makinaya çamaşır attım, yemek pişirdim, ders çalıştım, kitap okudum, kahvemi içip köşeme çekilince de bir şeyler yazmak istedim. Hala çoğu şey çok zor geliyor. Ama dün ilk defa hemşireyle başbaşa sezeryana girdim. Yanımda hoca veya kıdemli olmadan. Uygun mesafede ama müdahil değiller. Anlatamayacağım ama bebek doğup hastayı da sıkıntısız kapatınca müthiş hissettim. Ameliyathanede kendim oluyorum, evim gibi hissediyorum bir kez daha anladım. Geçen hafta hocamızla çok büyük bir ameliyata girdik. Ortalık kan gölü, hastaya kan üstüne kan takılıyor. Ama hoca sakin, kontrollü ne yaptığını biliyor. Şiir gibi halletti her şeyi. Öyle olunca yorgunluktan ölsen de yatağa girince günü hatırlayıp mutlu oluyorsun. Her zaman diyorum bakalım bu işin güzelliği, yorgunluğa ne kadar galip gelecek, nereye kadar gitmek nasib olacak.
Bu aralar üzerinde düşündüğüm bir diğer konu hayattaki b planım. Yani diyelim ki her şeyi geride bıraktım. Neye tutacağım? Alternatif planlar nedir? Belki çiçekçilik-önce evdekileri canlı tutmayı başarmalıyım-, belki pastacılık - mutfakta zaman geçirmek huzur veriyor -, belki minik bir kafe işletmek-pandemi zamanı batmak için güzel bir girişim-, belki avarelik-karavanla gezen çift videolarını izlemeyi bırakmalıyım-, belki örgü işi-henüz hiçbirini bitiremedim-bilemiyorum. Hayatı sevdiğim nadir günlerdendi(uykumu aldığım içindir) anısı kalsın burada.